Gri bir çarşamba öğleden sonrasında ihtiyacımız olan güneşin umudu bulutların arasından yeryüzüne ulaşmaya çalışıyor. Bir nebze dahi ulaşırsa ‘belki’lerimiz artacak.
ruyaperisi
Lacivert bir karanlığın asaletiyle birleşti bütün dünyayı olağanüstü güzelliğiyle büyüleyebilecek olan bir kucak dolusu yıldız. Ve bir peri kızı uçuşan etekleriyle, tahta sandaletleriyle taşlı yoldan usulca bütün zarafeti ve aynı zamanda kendinden emin olarak gelirken yolun iki tarafındaki gece kahvelerindeki tüm gözler ona çevrildi. Yolun sonunda diğer kahvelerden farklı olan, bahçesinde enstrüman çalan gençlerin bulunduğu bir kahve evine girdi peri kızı. Tüm dünyanın en güzel kokularını üzerinde taşıyordu; yaz gecesi rüzgarıyla birlikte önce çalgıcı gençleri, sonra da tahta masalarda oturan insanları büyüledi kokusuyla. Yan flüt çalan gencin yanına sokuldu ve elini uzattı. Genç hipnotize olmuştu adeta; elindeki çalgıyı periye uzattı. Peri kızı önce herkese o muhteşem gülümsemesiyle selam verdi, sonra sihirli nefesini notalarla birleştirdi. Bütün kasaba on dakika içinde peri kızının etrafında buluştu. Peri yan flütü bıraktı ve tüm kasabaya bir masal anlatmaya başladı.
O gece kasabalılar için unuttukları bir anı gibi iz bırakacaktı. Ne olduğunu kimse hatırlamayacak, peri kızının, çocukluklarında annelerinin onları uyuturken kulaklarına fısıldadıkları bir masal kahramanı olduğunu düşüneceklerdi. Ancak o gece öyle bir iz bırakacaktı ki onlarda, geçmişteki kendilerine inanamayacaklardı. O kasabanın hayatı, peri kızının geçmişte uğradığı tüm kasabalardaki gibi bir anda değişecekti.
Bir de peri tozu yok derler… Unutmadan; bu hikayeyi yalnızca, peri kızına gerçekten aşık olmuş tek bir kişi hatırlayacaktı. O gece peri kızı gelmeden önce yan flüt çalan genç, bir daha yan flüt çalmayı bile hatırlamayacak, ömrünün geri kalanını peri kızı hakkında öyküler yazarak geçirecekti. Onun sadece masallarda gizlenmiş bir güzellik olmadığını yalnız ve yalnız o bilecekti; ne kadar acı verici olursa olsun…
ruyaperisi
‘İkinci yeni’ kadar zarif olamadık hiç
Elbet var bizde de güzellikler,
Açığa çıkmamakta direnen.
ruyaperisi
Değişmek için güzel bir gün;
güzelleşmek…
Tam merkezinde durmak hayatın
ve ömür sadece kısacık bir andan ibaret
Çıkıp dolaşmak için güzel bir gün;
hayata çıkmak,
sahneye çıkmak gibi güzel
ve gururlanmak dünyayla
alkışları doğaya almak;
doğaya dalmak belki biraz…
Dostlara sarılmak,
ağlanacak bir omuz değil de,
gülümsetecek bir dudak.
Mutlu bir aile yaratmak belki de.
Seçme şansımızın olmadığını
kendimiz oluşturmak,
serzenişleri kaldırmak yeryüzünden.
Dilekler dilemek yerine
insanlar için lambanın cini olabilmek.
Onlara gülümsemeler ve
paha biçilemez ucuzlukta hediyeler vermek.
Dua etmek tüm insanlar için,
hem iyi hem kötülere.
Her insan iyi değil midir ki özünde!
Kalbi kararmışlara tertemiz olmaları için dualar…
Bir helikopterden reklam için para değil de
sevgi ve umut saçmak yeryüzüne.
Zenginliğin tanımını baştan değil, kalpten yapmak.
Kalbimize tenezzül etmek için güzel bir gün bugün;
bugün güzel bir gün!
Cana can katmak ve uzun yaşamak için
ve bugün güzel bir gün;
Hem gökyüzüne hem yeryüzüne hem de kalplere güzellikler ulaştırmak için.
“Bir gün güzel olacak…” deme yanılgısına düşmemek için:
Bugün güzel bir gün!
ruyaperisi
Teşekkür ederim, nasıl iyi olduğumu anlatabilir miyim bilemiyorum. Fakat bugünlerde her ne kadar yeryüzünün sonbaharı ise de, benim de baharım yaklaşıyor. İçimdeki tüm sonbahar yapraklarını temizledim. Yağmurları, karları bekliyorum ki gönlümdeki tohumları büyütsünler sonra efendime söyleyeyim toprağım yumuşasın. Bahara hazırlık bir nevi…
Dostluk tanımadan da olur. Hiç görmediğim insanlara “Ey güzel dost!” diye sesleniyorum içimden son günlerde çokça. Bu dostluk sanırım kalp, gönül dostluğu dedikleri şey. Ancak tanışınca da güzel olmuyor değil hani.
Sen nasılsın?
Selam ey dost! :)
Şiir kahveleri
Hiçbir şeyi umursamadan rengârenk şiir kahveleri açsak,
Şiirler okunsa yirmi dört saat
Hep bir ağızdan.
Ve her birimiz birer şaire dönüşsek
gönüllerimizle.
Her şeye rağmen birer şair olabilsek
keşke…
*Valizimize yalnızca umutlarımızı ve şiirlerimizi doldurup gidelim.
Hadi!
ruyaperisi
(Kaynak: visitheworld)
Ah şu umutsuzluk;
nasıl da bağlıyor ellerimizi ayaklarımıza.
Nasıl da dört ayaklı oluyoruz bir anda.
Kesilecek birer koyunuz gelecek kurbanda.
ruyaperisi
Toplamam gereken koskoca bir dünya var,
Devasa bir hayat.
Temizlemem gereken trilyonlarca kapı önü var.
Sonsuz iç dünyamı toparlamalıyım misafirleri kabul etmek için.
İnsanların acıları var silmem gereken.
Su serpmem gereken zilyon tane yürek.
Ama ben hala oturuyorum.
Acılardan kaçmak diye bir şey var. Gerçek dünyadan kaçmak. Sesimiz sessiz çığlıklara dönüşürken ve kimse o kabus çığlıklarımızı duymuyorken o acılardan kaçan işte benim. Bu yüzden hayata devam ediyorum. Patlaması ne zaman olacak merak etmiyor değilim. Sığınağıma kaçmak… kendi yarattığım bulutlardan dünyama. Biri bir gün gelecek ve “ İzinsiz inşaat yaptığınız için yıkım ekipleri kapıda bekliyor.” diyecek. Bunu biliyorum ama ne zaman olacağını düşünmek istemiyorum. Sadece o sığınağı saklamaya devam ediyorum. Bu yüzden çok kişi bilmiyor nerede yaşadığımı. Bu yüzden almıyorum kimseyi içeriye kolay kolay. Ütopyalarımızı yıkmasalar ne güzel olurdu. Bir tek onlar kaldı; fakat hissediyorum ki o yıkım çok yakın.
- merhaba. size ç diyebilir miyim?
Karmate-Kara Duman
“Geldi bir kara duman
dağların arasina
kaderim da benziyor
dumanın karasina
göresledim yarimi
hasret yüreği dağlar
gözden yaş akmaz ama
kalbim oturmuş ağlar”
Bugün kara kaderli ülkemin şarkısı bu.
(Kaynak: youtube.com)
”hayat kısa, kuşlar uçuyor.”
“25” yavru kuş göçtü bugün bu saçma sapan dünyadan; henüz özgürlüklerine kavuşmadan, uçmaya başlamadan düştüler. Anneleri kendini oradan oraya vuruyor. Babaları, ağladıkları belli olmasın diye yükseklere uçup acı göz yaşlarını özgürleştiriyor.
Ne zormuş gitmek.
“Bugün sen çok gençsin yavrum
Hayat ümit neşe dolu
Mutlu günler vaad ediyor
Sana yıllar ömür boyu
Ne yalnızlık ne de yalan üzmesin seni
Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son
Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son”..
(“Son”un sonunda iki nokta var.)