Dün gece, dolabımın en diplerine sakladığım tüm uçurtmalarımı yıldızlı bir haziran gecesinin göğüne saldım sessizce. Dolunayın ışığı teker teker her bir uçurtmanın üzerine vurdu. Aklıma Barış geldi; “Uçurtmayı vurmasınlar!” diye yalvarışı… Elimdeki son uçurtmayı da Barış için bıraktım göğe “Vurmayacaklar, merak etme; özgür kalacak tüm uçurtmalar.” diye mırıldanırken kendimce.
Hep şikayet ederdim etrafta ağaçların olmayışından ve her yanımızın beton kabuslarla kaplı oluşundan; ilk kez dün gece etmedim. Dar sokağın ortasından hiçbir yere takılmadan göğe yükseldi çünkü uçurtmalarım.
Yarın belki bir Barış mutlu uyanır, diye geçirdim içimden. Belki benim uçurtmalarımdan biri başka bir Barış’a ulaştığında o benim hiçbir zaman yapamadığım ve yapamayacağım gibi babasıyla uçururken onları gökyüzünün maviliklerine, bir dilek yükler uçurtmasına, bu kez benim yaptığım gibi. Uçurtmalarımız tüm dünyayı dolaşır belki. Belki tüm hayallerimiz, dileklerimiz gerçek olur. Her çocuk ‘Barış’tır ya hani, belki onların anlamını bile bilmedikleri ama zaten içinde yalnız Barışların yaşadıkları ütopyalar onlar tarafından oluşur kendiliğinden. Ütopyalar gerçek olur belki. Çünkü onların adı Barış!
İçlerinden biri şair olur belki; biri yazar, biri müzisyen… Ev, araba, para hayalleri kurmazlar belki de büyüdüklerinde. Kendileri için diledikleri tek şey, bu insanlığa ve bu gitgide çirkinleşen dünyaya güzel bir eser, şaheser bırakıp anılmak olur belki. Dünyayı güzelleştirmek olur en büyük hedefleri ve hayalleri. Belki.
Aklımda bu ‘belki’lerle biraz yürümek istedim içimdeki tüm uçurtmaları bıraktıktan sonra. Sokağın sonuna kadar giderken gözlerimi gökten yere hiç çevirmedim. Dönerken evin önünde üst komşumuzu gördüm. Arabadan indiler, selamlaştık. Sonra arka kapıdan o güzeller güzeli beş altı yaşlarındaki kızları Deniz indi. Görünce biraz uğraştım küçük prensesle. Normalde hiç hazzetmediğim bir şey yapıp -o anki ruh halim de eklenince tabii- “Deniz, sen büyüdüğünde neler yapmak istiyorsun, ne olacaksın?” dedim. Açıkçası bu cevabı hiç beklemiyordum. Fakat annesinin nasıl bir insan olduğunu az çok bildiğim için hiç de yadırgamadım. Yalnızca şaşırdım. Aynen aktarıyorum:
”Ben kitap yazıcam. Annem de benim yazdığım kitapları okuycak.”
Güldüm, gözlerimi şaşkınlıkla açıp kapadım, annesine baktım; ne yapacağımı bilemedim. Kekeleyerek;
“Peki ne yazacaksın kitaplarında? Neler anlatacaksın insanlara?”
“Mutlu oldukla.., ayy, mutlu olsunlar için yazıcam ben. Bi de harikalar diyarını yazıcam masal kitabında da.” Tam olarak bu tarz şeyler söylediğinden eminim!
O anki gülümseyiş şeklimi sanki karşımda bir ayna varmış da ona bakıyormuşcasına gördüm. Uçurtmalarımdan biri çoktan yerine ulaşmıştı bile!
ruyaperisi
(Kaynak: ruyaperisi)